Bu kadar ağır bir ihaneti hakketmiş miydim ben?

Bir yerlere yazmam gerektiğinin farkındayım. Kağıtlara yazmam gerektiğinin farkındayım. Çünkü ilk defa hayatımda bu kadar ağır bir ihanete uğruyorum. İlk defa dudakları öpen bir insanın yine aynı dudaklarla başkasına ”aşkım” dediğine şahit oldum. Hayatta yaşadığım en büyük ihanet oldu desem yeridir.

Peki ben bunu hakketim mi? Bilmiyorum. Yaptıklarımı, hatalarımı sizlerle belki paylaşamam ama ; Belki evet, belki hayır.

Peki her şey kalple çözülüyor muydu? Her şey bizim gördüğümüz kadar toz pembe oluyor muydu? Sevgi, aşk diyorduk peki ya sonrası? Sonrasını düşünmeden hareket etmek miydi mantıklı olan? Yani kalbini dinleyip mantığını yok saymak mıydı aşk dediğimiz şey?

Eğer öyleyse, bu bir nevi delilik değil miydi?

Ben ilk defa bu kadar ağır bir ihanete uğradım. Ellerini tuttuğum zaman sımsıkı tutardım, elimizin arasına hava bile girmesin. Allah izin vermedikçe hiç bir kuluna fırsat vermeyecektik.

Senelerini, yıllarınızı verdiğiniz bir insanın bir an da ellerinizin arasından sabun gibi kayıp gittiğini izlemek  ne kadar acı bunu bilir misiniz?

Eğer yaşamadıysanız, bilmezsiniz.

Yaptıklarınızdan, ettiklerinizden zevk almıyor, sürekli uyumak ve bir daha uyanmamak istiyorsunuz. Peki şimdi ben?

Yıllarca emek verdiğim bir insanın yok oluşunu izlerken bir başkasını hayatıma nasıl alabilirim? O ki ; Benimle sabahları kalkma hayali kurup başkasının elini tutarak saatlerce yürüyen, gezen, dolaşan.

Belki de ; Ağır olacak belki de olmayacak. Ama her zaman dediğim gibi atalarımız boş konuşmaz.

Şimdi bu ardına bakmadan çekip giden kadın, benim hayallerim idi.

 

Mutlu ol.  Bir gün denk gelirde bu yazıyı okursan aklına şu gelsin

Bir gün ben iyiki derim, işte o zaman sen keşke dersin.

 

More about ismail

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir