İnsan Geçmişini Silebilir mi?

Bir insanın geçmişini silmesi ne kadar zor olabilir? Ne kadar imkansız, ne kadar yürek parçalayıcı, ne kadar iç parçalayıcı?

Ne kadar ne kadar ne kadar?  diye sormaktan kafayı yiyeceğiniz kadar uzun bir zaman mı yoksa bu zaman?

Aslında geçmişi silmek mesele değil, geçmişi unutmakta mesele değil. Geçmişinizde yaşadığınız kötü bir hatırayı, kötü bir anıyı, kötü bir olayı rahatlıkla unutabilir hayatınızın bir daha hiç bir evresinde hatırlamayabilirsiniz.

Geçmişinizdeki bir insanı tamamen silebilir, tamamen unutabilir hatta yolda görseniz hatırlamayacak kadarda unutabilirsiniz.

Peki ya tüm geçmişiniz tek bir insan olmuşsa?

Tek bir insanla paylaştıysanız her şeyinizi. Bir tek ona sadık kalmak için mücadele ettiyseniz geçmişiniz boyunca? Bir tek onunla hayal kurduysanız geleceğe yönelik, bir tek onun göğsünde ağlayıp, bir tek onun omzunda uyuya kalmak istediyseniz?

Bir tek onunla yıllarınızı geçirip, saatlerinizi günlerinizi, aylarınızı ona ayırdıysanız. Ailenizden çok onu görmeye başladıysanız. Annenizden çok ona sarılmaya başladıysanız, yıllardır görmediğiniz ablanızı kardeşinizi görmediğiniz kadar her gördüğünüzde mutlu olduysanız geçmişinizde?

Aklınızdaki, fikrinizdeki tüm hayalleri onun üzerine kurduysanız, her şeyinizi ona adayıp, kendinizi artık umursamayacak kadar kör yaşamaya başladıysanız?

Bir tek onun yüzünü avuçlarınızın arasına alıp gözlerine bakarak tebessüm ettiyseniz, bir tek ona bir şeyler yazarken, onunla yaşanılanlar gelince akla bir köpek gibi hıçkıra hıçkıra elleriniz titreye titreye yazıyorsanız geçmişi.

Her gittiğiniz yerin, her gördüğünüz kişinin, her duyduğunuz sesin ona benzediği zamanlara denk geldiyseniz ve her kokuda onun kokusunu arayacak kadar küstahça özlediyseniz.

Hiç bir zaman başka bir bedende başka bir ruhta onu aramayacak kadar sadık olmaya yemin ettiyseniz kendinize ve o insanın her şeyine şahit olup hatta yıllar sonra kocasına, çocuklarına şahit olmanıza rağmen hala ona sadık kalabileceğinize söz veriyorsanız kendi kendinize, her çalan her mırıldanan Sezen aksu şarkısında aklınıza hep o geliyorsa, Gece uyuduğunuzda fotoğrafına bakıp yanağına dokunup yastığa burnunuzu koyup o acıyı, o sızıyı hissediyorsanız. Uçağa, otobüse, uzak bir yere gittiğinde sizinle alakası olmasa bile ”Yetişti mi aceba” diye hala merak edebiliyorsanız,  bir gün bir başka adamla evlense bile içinde bir yerde sizi hala saklayacağını düşünüyorsanız, onun mutluluğunu kendi mutluluğunuzdan çok düşünüyorsanız, gözyaşlarınız aktığı zaman yüreğinizden ona dua ediyorsanız, etrafında uçan kuştan bile haberiniz olsun istiyorsanız, ona sizden başka dokunan herkesi bu dünyadan yok etmek istiyorsanız, sırf kendinizi teselli etmek için gittiğiniz mekanlara, baş başa saatlerce oturduğunuz yerlere tek başınıza gidip saatlerce oturup ağlayıp ardından orada uyuya kalıyorsanız, sesini unutmamak için geçmişte size yolladığı ses kayıtlarını ezberlercesine defalarca dinliyorsanız işte o zaman size de geçmiş olsun.

”Bir an önce ölmeyi, bu dünyadan gitmeyi istiyor olabilirsiniz. Yokluğunuzun kimseyi üzmeyeceğini artık sizde iyi biliyorsunuz. Geeçmişinizdeki insanın bir gün gelip toprağınızı bile öpmeyecek kadar size karşı vefasız olabileceğinizi, ölüm haberini aldığınızda ”Ne diyelim mekanı Cennet olsun” cümlesini kuracak kadar acımasız olabileceğini düşenebilirsiniz.

Geceleri uyuyamayabilir, gecenin bir vakti en sevdiğiniz yere gidip orada güneşi izleyip tüm gün sersem gibi dolaşabilirsiniz artık.

 

Kısacası siz siz olun ; Gideceğinden şüphe ettiğiniz insanı tüm geçmişiniz yapmayın. Yoksa bu hayatta bırakın yaşamayı, bir dakika bile kalmayı istemiyorsunuz.

Kalmak zorundaysanız da ya anneniz için ya da aileniz için kalıyorsunuz.

Kısacası ; Sizinki de tıpkı benim gibi. Ölmemişsiniz ama her gün ölümü yaşıyorsunuz. Tabutta değilsiniz ama her gün kafanızı tabuta çarpıyorsunuz.

Yani ; Yaşarken ölmek derler ya. Geçmiş olsun. Yaşarken artık sizde ölüyorsunuz!

Öldürene, öldürenlere söylenecek pek bir şey yoktur.

”Mutlu olsunlar” Bu onların hakkıdır. Belki de bizler hatalıydık.

 

More about ismail

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir