Sevdiklerine Birer Birer Veda Etmek

Birine veda etmenin ne kadar acı olduğunu bugün bir kez daha anladım. Bugün ilk defa bir insana sarılırken canımın bu kadar yandığını hissettim. O kadar içten o kadar kalpten bağlanıyor ki insan ailesine acıyı ta yüreğinin en derinin de hissediyor. ”Baba”

Bazen, sinirlendirip, bazense güldürse de bazen ağlatıp, bazen eğlendirse de, bazen sitem ettirip isyan ettirse de onun adı ”Baba”

Yıllarca evladı için çalışıp, sadece onları düşünen bir insan. Hep derler ya ”baba olmadan anlayamazsın.” Evet belki de baba olmadan anlayamayız.

Bugün babama veda edip, demir parmaklıklar arkasına bıraktığım zamanki acıyı sanırım bir daha asla yaşamayacağım. Sırf ağladığımı görmesin diye gözlüğümü takıp dakikalarca arabada belki  de sadece acıdan ağladım. Zaten en acısı da sevdiklerini kaybettiğin için acı çekmesi değil mi insanın?

Peki ya her veda bu kadar acıtır mı insanın canını ? Eğer bir gün kavuşacağını bilirse acıtmaz. Yani kısacası biz birbirimize veda ettik ”elveda” değil.

Sadece zamanı belli bir veda bile bir insanın canını bu kadar yakarken, zamanı belirsiz bir daha asla görmeyeceğin bir insanın vedası nasıl yakar insanı peki?

Siz buna ister ölüm deyin, ister kayıp, ister ayrılık deyin, isterseniz kaçış.

Adını siz koyun bunun.

Babamı bırakıp döndükten sonra, eve gelip annemin gözyaşlarıyla karşılaşmam beni bir defa daha yaraladı. Bir kez daha canımı 2. defa yakmaya yetti. Her ne kadar bana ağlayıp bağırarak, ”Ben ağlıyorsam sen niye ağlıyorsun?” diye sorsa da, canımın ne kadar yandığını aslında o da biliyor.

Çünkü o hayat arkadaşına bende ”babama” veda etmiştim artık. Birbirimize sarılıp ağlarken, içimden geçen tek dua oldu. ”Allah’ım annemi ve Babamı bana bağışla. Ben onların acısına dayanacak gücü kendimde göremiyorum. Eğer erkenden birimiz vefat edeceksek o ben olayım Allah’ım onların acısı beni yaşatmaz. Sen bana sabır ve dayanma gücü ver.”  diye mırıldanırken, annemin birden bire gözlerinin kapandığını gördüm.  Bir vedayı daha kaldıramaz, ”sevdiklerime birer birer veda etmek” bana ağır gelirdi.

 

Anne diye seslenmemle kalp atışlarımın 3 katına çıktığına şahit oldum. Ve cevap alamadığım zaman ki korku hayatımda hiç yaşamadığım bir korkuydu. Üzüntü, stres, hüzün yormuştu bedenini, ruhunu yormuştu artık.

Kaldıramıyor gibiydi fakat sırf bizler için ayaktaydı. Her zaman böyle oldu bizde. Hep bir taraf zayıf, bir taraf ayakta, bir taraf çökmüş bir tarafsa dimdik ayaktayım görüntüsüydü.

Birini sevmek ile birine aşık olmak arasında ki farkı ailede anlıyor insan.

Hem zaten aşk ne ki? Yanında kendimizi biraz iyi hissettiğimiz ve hoşlandığımız insana aşık olduğumuzu sanıyoruz, zamanla ona olan ilgimiz azalınca ve başka biriyle görünce de aşık değildim diye saçmalıyoruz. Aşk geçicidir, aşk öylesine birine bakıp çıkacağım dermiş gibi kalbine uğrayıp gider. Aşk dokunmak ister, aşk mesafeleri sevmez, aşk der daim ilgi bekler. Aşk aptallaştırır.

Sevgi öyle mi? Değil. Birini sevmek ile aşık olmak arasındaki farkı ikisini okuduğunuzda anlarsınız. Sevgi ;

Sevgi olgunlaştırır. Sevgi bambaşka bir güzelliği içinde barındırır. Aşk mutlu olalım der, sevgi mutlu ol der. Birini sevdin mi, sadece seversin, ondan başka şeyler pek düşünmezsin, YANINDA OLMASA DA SEVERSİN. Aşık olduğun birini yıllarca kalbinde taşıyamazsın. Mutlaka başkaları aklına konar. Ama sevdiğin zaman, kalbini mühürlersin bir başkasına. Ve özet geçmek gerekirse aslında aşk beni sev der, sevgi, beni sev demiyorum, arada gülümse kafi der. Şimdi düşünüyorum da ben sana aşık mıydım, yoksa seviyor muydum?

 

Şimdi diyeceksiniz ki, ta nereden nereye geldik. Arada sevgi olunca ister aile olsun ister bir başkası insan illa bir şeyler yazmak istiyor.

Bunlar da burada kalsın.

 

More about ismail

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir