Şükretmek için Yaşamak

Şükretmek için mi yaşamalı insan, yaşadığı için mi şükretmeli? Bu gece bu soruyu kendime o kadar sordum ki günler sonra içimi bu kadar yakan bir diyalog bir olay yaşamadım.

Ve sanırım bu hayatta ne kadar az şükretsek hep nankörlük ediyormuşuz gibi geliyor bana. Yediklerimiz, içtiklerimiz, giydiklerimiz vs vs bir yana elimiz ayağımız, yüzümüz, gözümüz vücudumuzun her bir zerresinin sağlam olduğu için ne kadar şükretsek sanırım az olacaktır.

Bugün yine akşam saatlerinde hızlı bir şekilde merdivenlerden inerken ilk kattan ismimin seslenmesi ile arkamı dönüp baktığımda kuzenim bana bakıyordu. ”İsmail abi” diye seslendiği zaman içimin acımasına yetiyordu. O kadar masum bakıyordu ki ”Keşke bende senin gibi merdivenlerden inebilsem” der gibisinden.

Efendim canım diye cevap verdim. Evde çok sıkıldım bahçeye çıkartır mısın beni tekerlekli sandalyemle dedi.

Tabi canım dedim hemen ardından. Fakat gün geçtikte büyümesi ve ağırlaşması eve giriş çıkışlarda beni biraz daha yoruyordu malesef.

Her neyse, sandalyesini dışarı aldıktan sonra sırtımda bahçeye kadar geçirdikten sonra sandalyesine otutturup bahçe içerisinde biraz gezmeye başladık.

Hiç beklemediğim bir cümle ile karşılaştım.

”İsmail abi biliyor musun küçükken hep senin gibi hızlı araba sürmek isterdim” dedi.

Ne cevap vereceğimi, ne diyeceğimi şaşırmış bir vaziyette sadece yutkunmakla kaldım.

Ve cümlesine devam etti kuzenim. ”Ama kısmet olmadı, artık 11 yaşındayım ve hasta olduğumu ve bir daha yürüyemeyeceğimi biliyorum” dedi. Ama Allah beni sevmeseydi canımı bile hemen alırdı. Yine de ona teşekkür ederim dedi.

Şaşkınlığım git gide daha da artıyor, henüz 11 yaşına yeni girmiş kuzenimden bu cümleleri duymak beni adeta şok ediyordu.

Sohbetimiz devam ederken, sana bakkaldan bir şeyler alıp geleyim dedim. Bakkala gidip geldiğimde gofret paketini elleriyle açamadığını farkettim.

Yakalandığı kas erimesi hastalığı vücudunu yavaşça sarmış ve malesef sıra kollarına kadar gelmişti. Paketi açıp verdikten sonra sağ eliyle tuttuğu gofreti sol elinin yardımıyla yemeye başladı.
O manzara karşısında ağlamamak, göz yaşı dökmemek için kendimi bu kadar zor tuttuğumu hatırlamıyorum.

Ellerini de yavaş yavaş kaybediyor ve ölüme doğru gidiyordu belkide. Buna rağmen yaşama sevincini kaybetmemiş, hala hayatı seven bir çocuk vardı karşımda.

Üstelik bu durumuna rağmen ”Neden oruç tutuyorsun?” dediğimde, Neden tutmayım İsmail abi namazlarımı bile kılıyorum cümlesi benim içimi hem yakmış, hem de mutlu etmişti. Ve kendi kendime biz insanların ne kadar nankör olduğunu, elimizin ayağımızın sağlam olmasına rağmen, ibadet ve şükür konusunda ne kadar nankör ve bencil davrandığımızı geçirdim o an aklımdan.

Sohbetimiz o gece devam etti. Elleriyle yavaş yavaş yemeye çalışan, daha doğrusu ellerini artık kaldıramadığı için kafasını aşağı doğru eğip aldıklarımı yemeye çalışan kuzenim bana o gece hayatımda hiç almayacağım, ve hiç unutmayacağım bir ders verdi.

”Şükretmek.”

Kendi kendime sorun ve dert ettiğim şeyleri gözden geçirdim. Sahip olduklarımı, olamadıklarıma tekrardan bir baktım.

Ve kendi kendime şu cümleyi kurdum. ”Sahip olduğum her şey bana fazla bile. Sahip olamadıklarım ise başkasının olsa da artık sorun değil”

 

O gece 11 yaşındaki kuzenimden aldığım bu hayat dersi beni hem çok sarsmış, hem de canımı çok yakmıştı. Bir insanın gözü önünde neredeyse her gün gördüğü, kardeşi gibi sevdiği, her gün başını okşayıp öptüğü birinin gün gelip yine ellerinde öleceğini bilmesi sanırım beni yakmasına yetmişti.

Fakat o gece buna da şükretmiştim.. İyi ki dedim, annesi değilim, babası değilim! Ya olsaydım? Dayanabilir miydim? İnsan evladının gözü önünde eriyip gitmesine dayanır mı bilinmez ama, Derdi veren Allah, sabrı da verir diyerek sabretmekten başka çare bulamıyor insan kendisinde.

 

Siz siz olun, asla sizi üzen şeylerin büyük dert olduğunu düşünmeyin. Musibetler konusunda her seferinde altınıza bakın ve asla sizden üstte yaşayan insanları kurcalamayın.

Bir eliniz mi yok? İki eli olmayana bakın. Aaaa ama herkeste iPhone 6 var bende hala 5 var mı diyorsunuz?

Hayatında hiç telefonu olmayanlara bakın. Babanız mı yok? Hem annesini hem babası olmayana bakın.

Kısacası siz siz olun, şükretmekten asla yakınmayın..

Allah’a Emanetsiniz.

More about ismail

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir